"Çözümlerde güven esastır!"

Laboratuvar

ÖSTROJEN HORMONU

Östrojen Nedir?

Östrojen hormonu , kadınların adet döngüsünde ve diğer önemli rol oynayan bir grup steroid hormondur.Östrojen hormonu  hem erkek hem kadınlarda bulunmakla beraber, üreme yaşında kadınlarda seviyeleri çok daha yüksektir. Östrojen  kadınlarda göğüs gibi ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimini sağlar ve adet döngüsüyle ilişkili olan endometrium kalınlaşması ve diğer süreçleri düzenler. Folikül uyarıcı hormon (FSH) ve lüteinizan hormon (LH), yumurtlayan kadınlarda östrojen üretimini düzenlerler. Kan dolaşımında bulunan östrojen, FSH ve LH'nin seviyelerinin azalmasına neden olduğu için bazı oral kontraseptiflerde östrojenler bulunur.

Östrojen Hormonu Görevleri Nelerdir?

Kadınlarda bulunan üç ana östrojen, östradiol, östriol ve östron'dur. Menarş ile menopoz arasında başlıca östrojen östradiol dür. Ergenlik çağında vücudun hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH hormonları genç kızlarda yumurtalıkları uyararak östrojen salgısını başlatır.Östrojen hormonu salınımı genç kızlarda boy büyümesi erkeklere nazaran ergenliğin başında başlar, hızlı olur ve daha çabuk biter. Östrojenin etkisi ile genital bölgede kıllanma, kalça bölgesinde yağlanma, memelerde büyüme, meme başının renginde koyulaşma ve gelişme görülür. Genç kızlarda vücut hatları yuvarlaklaşır, meme ve kalçalar dolgunlaşır. Yumurtalıkların hacmi artar, rahim iç ve dıştan kalınlaşır, vagina boy olarak uzar ve içindeki hücreler kayganlığı sağlayan mukus maddesini salgılar. Kadınlarda ergenliğin son noktası olarak adet kanaması gerçekleşir ve bununla beraber boy büyümesi durur. Östrojen progesteron dediğimiz diğer bir hormonla belirli bir düzen içinde çalışır. Adetin ilk iki haftasında östrojen salgılanıp, rahmi büyütür ve yumurtanın oluşmasında  rol oynar. Adet döneminin son iki haftasında progesteron salgılanarak rahim salgılarını arttırır, eğer bu dönemde hamilelik gerçekleşirse progesteron rahmi hamileliğe hazırlar, gebelik oluşmaz ise progesteron adet kanaması, mens oluşmasına yol açar.

Östrojen eksiliği ne yapar?

Östrojen eksikliği  memelerde küçülme, vaginada kuruluk, cinsel ilişki esnasında ağrı, cillte kırışıklık, saç dökülmesi, vaginada sarkma, cinsel isteksizlik ve cinsel ilişkiden zevk almama sonuçlarını doğurur. Östrojen eksikliği olursa kadın erken menopoza girebilir, bu durumda sıcak basmaları, terleme atakları ve psikolojik dengesizlikler görülür.

Östrojen fazlalığı ne gibi sonuçlar doğurur?

Östrojen fazlalığı en sık yumurtalık faaliyetlerinin bozulması sonucu gelişir. Polikistik over hastalığı dediğimiz sendromda düzenli aylık yumurtlama yoktur ve kısırlık vardır. Overler östrojeni fazla salgılarsa armut tipi şişmanlık başlar, yani kalçalarda yağ birikir, sellülitlerde patlama olur.Östrojen fazlalığı durumunda kalça ve bacakları kalın orantısız bir vücut açığa çıkar. Fazla östrojenin en kötü sonucu kanser hücrelerini uyarmasıdır. Östrojen hap olarak alınsa da vücut kendi kendine aşırı salgılama yapsa da fazlası kanseri tetikleyebilir. Östrojen düzeyinin kanda yüksek olması rahim ve meme kanseri için direk bir risk faktörüdür. Östrojen fazlalığı yağ dokusunun miktarını arttırır. Artan yağ dokusunda daha fazla testosteron östrojene çevrilir, bu da yağ dokusu miktarını daha da artırır. Sonuçta bir kısır döngü oluşur. Daha fazla östrojen daha fazla yağ; bu da yine daha fazla östrojen demektir. Sonuçta hücreler uyarılır ve vücutta kadınlık organlarında kanser gelişimi başlayabilir. Östrojen fazlalığı vücudun su ve tuz tutmasına neden olur. Yüz yuvarlaklaşır, el ve ayaklarda şişlik ve ödem gelişir. Östrojen fazlalığı bacak damarlarının tıkanmasına, akciğere pıhtı kaçmasına, safra kesesinde taş oluşmasına ve tansiyonda artışa sebep olabilir.

Östrojen ve testosteron kadın sağlığı açısından neden önemli?

Vücutta hormonlar ahenk içinde çalışır. Kadınlarda cinsel hormonların salgısı oldukça karışıktır. Bebeklik ve çocukluk çağında östrojenin fizyolojik bir rolü yoktur. Salgılanıp salgılanmaması çocukluk çağında sağlık için önemli değildir. Yani çocuğunuzda doğuştan gelen bir östrojen sorunu varsa bunu anlamanız imkansız gibidir. Tek anormal durum boy kısalığı olabilir. Ergenlik çağında vücudun orkestra şefi dediğimiz hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH hormonları genç kızlarda yumurtalıkları uyararak östrojen salgısını başlatır. Genç kızlarda boy büyümesi erkeklere nazaran ergenliğin başında başlar, hızlı olur ve daha çabuk biter. Östrojenin etkisi ile genital bölgede kıllanma, kalça bölgesinde yağlanma, memelerde büyüme, meme başının renginde koyulaşma ve gelişme görülür. Vücut hatları yuvarlaklaşır, meme ve kalçalar dolgunlaşır. Yumurtalıkların hacmi artar, rahim iç ve dıştan kalınlaşır, vagina boy olarak uzar ve içindeki hücreler kayganlığı sağlayan mukus maddesini salgılar. Kadınlarda ergenliğin son noktası olarak adet kanaması gerçekleşir ve bununla beraber boy büyümesi durur. Genital organlar çocuk formundan çıkar, cinsel birleşmeye uygun hale gelir. Östrojen kadın psikolojisi üzerine son derece etkilidir. Beyine etki ederek özellikle geometrik zekanın gelişimine, aşk tutkunluğunun, sevecen duyguların ve ana rolunün gelişmine katkıda bulunur. Östrojen sayesinde kadınlar sevgiyi önemserler, agresif davranışlar sergilemezler, içgüdüsel olarak sakin ve huzurlu hayatı ararlar. Östrojen progesteron dediğimiz diğer bir hormonla harmoni içinde çalışır. Adetin ilk iki haftasında östrojen salgılanıp, rahmi büyütür ve yumurtanın rahme düşmesinde rol oynar. Adet döneminin son iki haftasında progesteron salgılanarak rahim salgılarını arttırır, eğer bu dönemde hamilelik gerçekleşirse progesteron rahmi hamileliğe hazırlar, gebelik oluşmaz ise progesteron adet kanaması oluşmasına yol açar. Kadınlığın vazgeçilmez hormonu östrojen yanında erkeklik hormonu testosteron da kadın sağlığında önemlidir. Genç kızlarda testosteron böbrek üstü bezinden salgılanarak ergenlik döneminde koltuk altı bölgesi ve apış arasında kıllanma olayını başlatır. Boy büyümesinin tamamalanmasına yardımcı olur. Kadınlarda düşük oranda salgılanan testosteron kadınlarda şehvet duygusunun oluşmasında, kadının cinsel isteğinin artışında rol oynar. Testosteronun kadında normal seviyelerde olması kadınların sekste doyuma ulaşması için önemlidir.

TESTOSTERON VE EKSİKLİĞİ

Erkeklerde testosteron hormonundaki düsüs insülin direnci, metabolik sendrom ve diyabet gelismesine neden olmakta. Bu erkeklerde SHBG düzeyi de azalmaktadir.

Testosteron düsüklügü 20 yasindan önce hipogonadizm seklinde olabildigi gibi eriskin yasta da olabilir ve ereksiyon zorlugu ve libido azligi da yapabilir. Yapilan çalismalar orta yastaki erkeklerde olusan testosteron düsüklügünün önce insülin direnci yaptigi daha sonra da seker hastaligina neden oldugu seklindedir. Obezitesi olan erkeklerde ise kilo kaybi sonrasi SHBG ve serbest testosteron düzeyleri yükselmektedir.

Bu bulgular bize hipogonadizmi olan hastalarda metabolik sendromun aranmasini ve yine metabolik sendromu olan hastalarda ise hipogonadizm yani testosteron düsüklügü olup olmadiginin arastirilmasi gerektigini ortaya koymaktadir. Açlik kan sekerinin 90 mg/dl den fazla olmasi veya tokluk 2. saat kan sekerinin 140 mg/dl den fazla olmasi insülin direncini gösterebilir.

Hipoandrojen-Metabolik Sendrom yani kislatilmis olarak HAM sendromu da bu hastaliga isim olalarak verilmektedir.

Tedavide testosteron tedavisi, kilo verme ve insülin direnci diyeti önem tasir.

Kalp ve damar hastaliklarina neden olan hipertansiyon, fazla kilolulik, seker Hastaligi ve kan yaglarinda yükseklik gibi hastaliklarin ayni kiside birarada görülmesine metabolik sendrom veya metabolik travma denir. Bu duruma ‘insülin rezistans sendromu’ adi da verilir.

Metabolik sendrom’un baslica özelligi veya baslatici özellig kanda insülininsülin yüksekligine bagli olarak seker hastaligi, kan yaglarinda yükselme, tansiyon yükselmesi ve fazla kilolulik ayni kiside ortaya çikmaktadir.

Metabolik sendromlu hastalarda karaciger yaglanmasi, kanda ürik asit yüksekligi, kadinlarda polikistik over sendromu ve erkeklerde prostat büyümesi de sik görülmektedir.

Bir kiside metabolik sendrom var diyebilmek için, o kiside asagida siralanan bozukluklarin bir arada bulunmasi gerekir:

düzeyi artmasi ve sonunda ·Erkek tipi fazla kilolulik (yaglarin karinda birikmesi): Erkeklerde bel çevresinin 102 cm’den fazla olmasi, kadinlarda 88 cm’den fazla olmasi

·Kanda trigliserit denen yagin 150 mg/dl den fazla olmasi

·HDL kolesterol denen iyi kolesterolün erkeklerde kanda 40 mg/dl, kadinlarda ise 50 mg/dl’den az olmasi

·Tansiyon yüksekligi (Hipertansiyon) bulunmasi: Büyük tansiyonun 13, küçük tansiyonun 8.5’ dan fazla olmasi

·Açlik kan sekerinin 100 mg/dl’ den fazla olmasi

Son zamanlarda metabolik sendromlu hasta sayisinda giderek büyük bir artis görülmektedir. ABD’de metabolik sendromlu hasta sayisi, orta yaslardaki kisilerde %20-30’u hatta son zamanlarda %40’i bulmustur. Ülkemizde de % 30 civarindadir.

Metabolik sendrom yasam süresini kisaltan çok önemli bir saglik sorunudur.

Sabah yorgunlugunuz varsa, gece uykudan kalkip tatli bir seyler yemek istiyorsaniz veya ögle yemegi sonrasi yorgunluk ve halsizlik oluyorsa insülin direnci olabilir. Insülin direnci kalitimsal olabildigi gibi ögün atlamak, hareketsizlik, sekerli ve unlu gidalari fazla yemek ve fazla kilolulik nedeniyle de olusur.

Metabolik sendrom’dan korunmak ve kandaki insülin düzeyini azaltmak için düsük glisemik indeksli karbonhiratlari yemek yani GI diyeti uygulamak gerekir.

TESTOSTERON

Testisler sperm üretmeye yaradigi gibi erkeklik hormonu olan testosteron da salgilarlar. Sperm olusumu ve testosteron salgilanmasi hipofizden salgilanan FSH ve LH hormonlari tarafindan kontrol edilir.

Normal eriskin bir erkekte her bir testis 20 gram agirliginda ve 4.5x3x2.5 cm boyutlarinda ve 15-30 ml hacmindedir. Testisler ergenlige girmeden önce 2 cm uzunlugunda ve 2 ml kadardir. Ergenlikle birlikte hacmi artar ve 16-19 yasinda eriskin volümüne ulasir. Yaslanma ile boyutlari degismez.

Testislerin % 90’nini seminifer tübüller denen ve içinde spermin yapildigi tüp seklindeki yapilar olusturur.

Testislerde bulunan ve Leydig hücresi adi verilen hücreler testosteron üretir. Beyinde bulunan hipotalamus hipofize ne kadar testosteron ütetilecegini bildirir. Bu amaçla hipotalamustan GnRH hormonu salgilanir ve bu hormon hipofize gelir. GnRH hormonu hipofizden FSH ve LH hormonunun salgilanmasini saglar. Hipofizden salgilanan LH hormonu leydig hücresinden testosteron salgilanmasini artirirken hipofizden salgilanan FSH hormonu seminifer tübüllerde sperm üretimini saglar. Salgilanan testosteron ise hipofizden LH salgilanmasini azaltir.

FSH hormonunun etkisiyle testislerdeki sertoli hücrelerinden inhibin ve aktivin isimli hormonlar salgilanir. Inhibin hormonu hipofizden FSH hormonu salgilanmasini azaltirken aktivin hormonu artirir. Aktivin hem hipofizde hem testiste yapilir.

Testosteron Hormonunun Etkileri

Testosteron erkeklerde salgilanan en önemli seks hormonudur. Testosteron günde 5-6 mg kadar üretilmektedir. Testosteron, testisten salgilandiktan sonra kanda seks hormon baglayan globuline (SHBG) baglanir. Bu baglanan testosteron ‘’total testosteron’’ denilirken baglanmayan kismina ‘’serbest testosteron’’ denir. Kanda serbest testosteron ise tüm testosteronun % 1’ni olusturur. Testosteron ‘’5 alfa redüktaz’’ isimli bir enzimle dihidrotestosterona dönüserek etkisini gösterir.

Erkek tipi gelisme yani sakal ve biyik çikmasi, killanma, sesin kalinlasmasi testis ve penis büyümesi, kaslarin gelismesi, boyun artmasi testosteron sayesinde olur. Libido (cinsel istek) ve ereksiyon olusmasinda da testosteronun büyük etkisi vardir. Eriskin yasta testosteron hormonu sperm üretimi, erkek tipi saç sekli olusmasina, kas kitlesinin olusmasina ve kemik kitlesi olusumuna katkida bulunur.

Testosteron hormonu çogunlukla testislerde üretilir ancak çok az miktarda adrenal bezden de üretilir. Kadinlarda testosteron çok az miktarda yumurtaliklarda üretilir.

Normal eriskin erkekte total testosteron düzeyleri 3-10 ng/ml arasinda degisir ve saba saatlerine en yüksek düzeydedir.

Sperm Sayisi:

Normal döl miktari 2-6 ml arasinda degisir. Normalde spermlerin % 60 dan fazlasi hareketlidir. Sperm sayisi mililitrede 20 milyondan fazla olmalidir.

Düsük Testosteron Hormonunun Yaptigi Sikayetler:

Testosteron hormon azligi erkeklerde seks isteginde azalmaya, ereksiyon bozulmasina, sperm sayisinin azalmasina, çocuk yapma kapasitesinin azalmasina ve memelerde büyümeye neden olur. Bazi erkeklerde sicak basmalari, gece terlemeleri, huzursuzluk, konsantre olamama, yorgunluk, uyku bozuklugu, kolesterolde artma görülebilir. Uzun zaman testosteron eksikligi olan erkeklerde vücut killarinda azalma, kas kitlesinde azalma, ciltte kuruluk, sakal tras sikliginda azalma, kemiklerde erime, testislerde küçülme ve yumusama olusabilir. Genç erkeklerde ise vücut killarinda gelisme olmaz, kas kitlesi gelismez, penis ve testisler büyümez. Ayrica sesleri incedir.

Yaslilikta Testosteron Azalmasi (Andropoz)

Erkeklerde yas ilerledikçe testosteron üretimi azalir. Ayrica bazi kisilede hipofiz bezinden LH hormonu salgisi azalabilir. LH azalmasi da testosteron üretimini azaltir. Yaslilarda ayrica kanda testosteronu baglayan ve tutan SHBG adli protein artar ve bu nedenle serbest testosteron miktari azalir. Testosteron üretimi genç erkeklerde sabah leyin en yüksek düzeyde iken yaslilikta bu bozulur. Yaslilikta testosteron azalmasina bazen ‘’Andropoz’’ denir.

Kimlerde Testosteron Düsük Olabilir?

Bir erkekte kaslarda gittikçe azalma, seks isteginde azalma, ereksiyon problemi veya sperm sayisinda azalma varsa testosteron hormonu düsük olabilir. Genç bir erkekte küçük testisler varsa, penis küçükser, vücut killari azsa, sakal az veya çikmiyorsa ve ses ince ise testisleri iyi çalismiyor veya testosteron düsük olabilir.

Tedavi:

Düsük testosteronu olan kisilere testosteron ilaçlari verilir. Bu ilaçlar hap, bant ve igne seklinde olabilir. Bu kisiler ayrica egzersiz yaparak kas gelisimini artirmalidir. Kas gelisimi için D vitamini eksikligi varsa alinmali, proteinli beslenmeli ve stresten uzak durmalidir.

ERKEKTE EREKSIYON PROBLEMI VE EMPOTANS

Cinsel performansin tatmin edici düzeyde olmamasi durumuna ereksiyon bozuklugu denir. Seksüel aktivite düzeyinde veya sikliginda, süresinde azlik ya da ereksiyonun (penis sertliginin) yeterli olmayisi durumu da ereksiyon bozuklugu içinde kabul edilir. Çogunlukla zayif ereksiyon, erken bosalma ve ereksiyon yetersizligi baslica sikayetlerdir.

Bazi hormon bozukluklari, damar hastaliklari, sinir hastaliklari ve psikiyatrik hastaliklar erkeklerde normal seksüel fonksiyonu bozar. Ereksiyon problemlerinin % 70’nde fiziksel bir bozukluk, % 10-20’sinde psikolojik bir bozukluk ve %10-20’sinde hem fiziksel hem psikolojik bozukluk vardir.

Normal Seksüel Fonksiyon

Penisin ereksiyonu (sertlesmesi) için sinir sistemi, damar yapi ve hormonlarin iyi çalismasi gerekir. Bu sistemlerin uyum içinde çalismasiyla penisin içinde bulunan ve korpora kavernoza denen damar yapisinin içi kanla dolarak penis sertlesir ve ereksiyon meydana gelir. Ereksiyonun baslamasi için cinsel istek (libido) olmalidir. Libido ise kismen testosterona bagli psikolojik faktörlerce düzenlenir. Testosteron hormon azligi olan erkeklerde normal kendiliginden olan gece ereksiyonlari azalmis olsa da erotik uyaranlara karsi ereksiyon cevabi devam eder. Bundan dolayi testosteron hormonu normal libido için gerekli olmakla beraber, ereksiyonun bizzat kendisi için gerekli olmayabilir.

Penisin sinirlerle de baglantisi vardir. Kalça travmasi veya cerrahisi sonrasi sinirlerde harabiyet meydana gelirse erektil empotans olusur.

Penis fonksiyonunda beynin önemli etkileri vardir. Bazi görsel, isitsel, kokusal ve hayali uyarimlar ereksiyona neden olur. Bu olay beyindeki bazi merkezlerin uyarilmasiyla olusur.

Kalça kaslarinin ritmik kasilmalari zevk veren bir duyguya yol açar ve buna orgazm denir. Orgazm, ereksiyon ve ejakülasyon (bosalma) olmadan da meydana gelebilir. Orgazm ve ejakülasyondan sonra penisin sertliginin kaybolmasinin mekanizmasi tam anlasilamamistir.

Yaslanmayla birlikte penisin ereksiyonun nicelik ve niteliginde azalma meydana gelir.

Empotans

Ereksiyon, ejakülasyon (bosalma) veya her ikisinin de yetersiz olmasina empotans denir.

Seksüel foksiyon bozuklugu olan erkekler libido kaybi, ereksiyon olmamasi veya ereksiyonun devam ettirilememesi, bosalma yetersizligi, erken bosalma, orgazm olamama, v.s. gibi sikayetlerle basvururlar.

Seksüel fonksiyon bozuklugu bir hastaliga veya onun tedavisine bagli olabilir, genital organlar veya hormonlardaki bir hastalik sonucu olabilir ya da psikolojik bozukluklara bagli olabilir.

Cinsel arzu kaybi

Cinsel istegin veya libidonun kaybi testosteron hormon eksikligine, psikolojik bozukluga veya ilaç kullanimina bagli olarak gelisebilir. FSH, LH ve testosteron düzeyleri ölçülür.

Ereksiyon yetersizligi

Hormon bozuklugu, sinirlerdeki hasar, damarlardaki hasar, ilaçlar veya lokal nedenlerle olabilir.

Testis hastaligina bagli olarak testosteron eksikligine bagli ereksiyon yetersizligi az rastlanilan, ancak tani ve tedavisi kolay olan bir nedendir. Ancak bazi hastalarda prolaktin hormon fazlaligi buna neden olabilir.

Empotansa neden olabilen çok sayida ilaç bulunmakla beraber, bunlarin en önemlileri tansiyon ilaçlari, simetidin isimli mide ilaci ve MAO inhibitörleridir. Depresyon ve psikoz ilaçlari da seksüel fonksiyonu bozabilirler.

Birçok nörolojik bozukluk empotansa neden olabilir. Omurilik zedelenmesi empotansa neden olabilir.

Diabetik (seker hastasi) hastalarin yaklasik yarisinda, diabet basladiktan sonraki 6 yilda meydana gelebilir ve empotans diabetik nöropatinin ilk belirtisi olabilir.

Damar hastaligina bagli empotansli erkeklerde ereksiyon kaybi, penisin yeterince sertlesmemesi veya cinsel iliski sirasinda ereksyon kaybi gibi belirtiler olabilir.

Erken bosalma

Nadiren organik bir sebebe baglidir. Genellikle cinsel birlesme anindaki anksiyete, anormal beklentiler veya emosyonel bozukluklara baglidir.

Orgazm yoklugu

Libido ve ereksiyonun normal oldugu halde orgazm olmayisi, hemen her zaman psikiyatrik bozukluklara baglidir.

Psikolojik Nedenler:

Erektil bozuklugun psikolojik sebepleri daha çok 40 yasin altindaki kisilerde görülür. Daha önceleri psikojenik olarak kabul edilen birçok kiside günümüzde damarsal sebeplerin varligi tespit edilmektedir.

Günümüzde erektil bozuklugu olan kisilerin %50’den daha azinda psikojenik nedenler tespit edilmektedir.

Empotansin sebebini arastirirken kisisel (anksiyete, depresyon, korkular, kendini küçük görme v.s.) ve kisiler arasi özellikler (iletisim, beklentiler, seksüel ifadeler ve evlilikle ilgili sorunlar v.s.) gözönüne alinmalidir.

Erektil bozuklugu olan kisilerin %8-33’de depresyon bulunur. Bu hastalarda gece olusan penis sertlesmesi normallere oranla daha azdir.

Depresyonda testosteron düzeyleri de azalir. Depresyonda seksüel fonksiyon bozuklugu meydana gelebilir. Anksiyete cinsel istegi azaltir.

Kronik alkol kullanimi cinsel istekte azalma ve ermpotansa neden olur. Sizofreniklerin yaklasik %60’da seksüel bozukluk tespit edilmistir.

Alzheimer hastaliginda erektil bozukluk vardir.

Psikolojik empotansin en önemli nedeni performans anksiyetesi (yetersizlik korkusu veya basarisiz olma korkusu) dir.

Psikolojik empotansta su özellikler vardir; cinsel iliski öncesi dönemde normal olan ereksiyon, iliski esnasinda aniden kaybolur, bazi partnerlerle normal olan iliski digerlerine karsi olmaz.

Damarlarla Ilgili Nedenler:

Penis damarlarindaki damar sertligi, toplar damardan kan sizmasi iki önemli nedendir. Siklikla her iki patoloji birliktedir ve yaslanmayla beraber artar. Penis kan akimi ölçüm çalismalarina göre 50 yasin üstündeki empotans olgularinin % 50’sinde damarsal nedenler sözkonusudur. Penis damar sertliginde diger organlarda da damar sertligi olma orani fazladir. Damarlardaki bozukluk arterioskleroz denen damar sertligi, tansiyon hadstalarinda, sigara içenlerde , kolesterolü yüksek olanlarda ve diyabet (seker hastalarinda) hastalarinda sik görülür.

Ilaçlara Bagli Nedenler:

Empotansli hastalarin yaklasik %25’inden çesitli ilaçlar sorumludur. Bu ilaçlar genellikle antidepressan ilaçlar, uyku ilaçlari, tansiyon ilaçlari, agri ilaçlari ve prostat kanserinde kullanilan ilaçlardir. Tansiyon ilaçlarindan alfa metil dopa, b blokerler, klonidin, spironolakton, guanetidin, tiazidler, ACE inhibitörleri, kalsiyum kanal blokerleri, prazosin, fenoksibenzamin, hidralazin, minoksidil ve meteprolol kullaniminda impotans meydana gelebilmektedir. Antihistaminikler ve depresyon ilaçlari da impotans yapabilirler. Simitedin, ketokonazol, hiperprolaktinemi yapan ilaçlar, barbitüratlar, sedatifler, trankilizanlar, alkol, marihuana, eroin, opiyatlar, tütün gibi etkenlerde impotansa neden olurlar.

Hormon Hastaliklari

50 yasin üzerindeki empotansli erkeklerin yaklasik 1/3’de hipogonadizm yani testosteron hormon eksikligi vardir. Tiroid yetmezliginde, prolaktin hormon fazlaliginda , tiroid hormon fazlaliginda empotans olusabilir.

Empotansli her kiside tiroid fonksiyonlari arastirilmalidir.

Diabetik olgularin, özellikle diabet yasiyla paralel olarak, %50’den fazlasinda empotans meydana gelebilir. Bazen diabetin ilk belirtisi empotans olabilir.

Lokal sebepler

Penis travmalari, kalça kemik kiriklari, kalçaya yönelik radyoterapi, penis tümörleri ve Peyronie hastaligi impotansa yolaçabilen lokal nedenlerdir.

Diger sebepler

Böbrek yetmezliginde empotans siktir. Hemodiyaliz uygulanan hastalarin yaklasik % 50’de empotans meydana gelir. Kronik obstrüktif akciger hastaligi, karaciger sirozu, miyotik distrofi, obezite, protein-kalori eksikligi, çinko yetersizligi, kronik prostatit ve benign prostat hipertrofisi gibi durumlarda, degisik mekanizmalara bagli olarak impotans meydana gelebilir.

Tani

Empotansli olgularin tanisinda ilk basamak hastanin sikintisini iyi anlamaktir.

Gece veya sabah uyanma sirasinda ereksiyonun olusu, masturbasyonun basariyla yapilisi, baska bir kadinla basarili cinsel iliski gibi özellikler, psikolojik empotansi gösterir. Ancak bütün bu özellikler, organik hastaligin erken dönemlerinde de bulunabilir.

Vitamin ve bitkisel ilaçlar da dahil, ayrintili ilaç kullanimi ögrenilmelidir.

Sigara ve alkol kullanimi sorusturulmalidir.

Testislerin küçük olmasi, killarin olmayisi, jinekomasti v.s varsa hipogonadizm (testosteron azligi) akla gelmelidir.

Impotansda Laboratuar Yöntemleri

·Gece penis sertlesmesi

·Penis kan akim ölçümü

·Serum testosteron, FSH, LH ve Prolaktin hormon düzeyi, açlik kan sekeri veya seker yükleme testi, kolesterol tiroid hormonlari, karaciger ve böbrek testleri yapilir

Gece Penis Sertlesmesinin Takibi:

Her yastaki saglikli erkekte gece ereksiyonlari olur. Gece ereksiyonlarin çogu uykunun REM döneminde gerçeklesir. Tipik olarak her gece herbiri yaklasik 10-30 dakika süren (bir gecede toplam 100 dakika kadar) erektil peryodlar vardir. Gece penis sertlesmesi penise baglanan özel bir kaydediciyle ölçülebilir. Bu islem özel uyku laboratuvarlarinda veya tasinabilir araçlarla hastanin evinde yapilabilir. Gece penis sertlesmesi , psikojenik impotansi organik olandan ayirmada kullanilabilir. Penis sertligini ölçmek için görsel cinsel uyari araçlari kullanimi daha kolay ve yararli olabilir.

Damar Bozuklugunun Arastirilmasi

Damarsal empotansi arastirmada papaverin, fentolamin ve PGE1 gibi vazoaktif maddeler kullanilabilir (30-60 mg papaverin, 0.5-1 mg. fentolamin ve 5-20 mg. PGE1). Bunlara normal cevap, 30 dakikadan az olmayan, tam veya tama yakin ereksiyon meydana gelmesi seklindedir. Ancak bunlarla arteriyel ve venöz bozukluklarin ayrimi yapilamaz.

Hormon Ölçümü:

FSH, LH, testosteron ve prolaktin düzeyleri ölçülmelidir.

Ayrica açlik kan sekeri veya seker yükleme testi yapilmalidir.

Tedavi

Psikojenik ereksiyon bozuklugu olanlarda, psikoterapi ve depresyon ilaçlar yararli olabilir.

Empotansin nedeni hipogonadizm ise testosteron tedavisiyle iyi sonuç alinir. Prolaktin yüksekligi varsa bromokriptin veya hipofizer tümörünün cerrahi olarak rezeksiyonu uygulanir.

Empotans tedavisinde fosfodiesteraz 5 inhibitörleri (sildenafil, tadalafil, vardenafil) kullanilmaya baslanmistir.

Çinko eksikligi olanlarda çinko tedavisi uygulanabilir.

Diger tedavi yaklasimlarina cevap vermeyen olgularda penis protezleri (mutluluk çubuklari) kullanilabilir.

(http://www.drendokrinoloji.com PROF DR METIN OZATA'dan alıntıdır.)

 

Farkı Yasayın! Uzman Grup Laboratuvarı'nın Farkı

İşlevleri aynı olan öyle kuruluşlar vardır ki aralarındaki farkı ancak yaşadığınızda öğrenebilirsiniz.

Bazı sorunlar çözümlerini de birlikte getirir

Uzman Grup Laboratuvarları sorunlarınızı çözmek için "Çözümlerde güven esastır!" cümlesi sloganıyla sizlere gönül rahatlığıyla sağlığınızı emanet edebileceğiniz bir hizmet sunuyor.

Uzman Grup Laboratuvar Misyon & Vizyon

Free Shipping Uluslararası kabul görmüş FDI onaylı kitlerle hizmet veren deneyimli, eğitimli, güler yüzlü personeliyle sıcak bir ortam...

Devamını Oku

Icon
Icon
Icon
Icon